Kargaşa/Karmaşa ve Sabitler

Kargaşa ve karmaşanın baskın, yaygın, derinlere sinmiş ve aşılamaz görüldüğü dönemlerde; tecrübe edileni anlamlandırmak için elde bulunan şablonların ve açıklamaların yetersizliği ve/veya geçersizliği, kişiden kişiye değişmekle birlikte insanı çok derin bir çaresizliğe sürükleyebilir.

Bu çaresizliğin kişideki yansımaları; en basitinden boşvermişlik, duyarsızlaşma veya daha derin bir biçimde konfüzyon, oryantasyon kaybı, kendini sorgulama, kendinden şüphe etme olabilir; kişi, kişiliğinin bir parçası olduğuna inandığı değerlerin artık bir anlam ifade etmediği bir noktaya doğru savrulduğunu hissedebilir.

İnsan en temelde ilişki varlığıdır. Kendisini kendi türünden ne kadar ayrı ve bağımsız bir varlık olarak görmeyi arzulasa da kendi türünün içinde bulunduğu kargaşa ve savrulmadan düşündüğünden çok daha fazla ve çoğu zaman hiç fark etmeden, çok derin bir biçimde etkilenir.

İnsanı pek çok açıdan ağırlaşan biçimde zorlayan bu çağın görünür, baskın, ezici özelliği karmaşa ve kargaşadır. Kargaşa ve karmaşa dönemlerinin kendine özgü sebeplerini analiz etme çabasının, bu karmaşaya katkı sunmak dışında bir işlevi ve anlamı olduğunu düşünmüyorum. Nitelendirmek için seçtiğim kargaşa ve/veya karmaşa kelimeleri zaten bir tahlili işaret ediyor.

İçinden geçtiğimiz kargaşa/karmaşa çağını anlamlandırma çabası için elimizdeki en güvenilir ve güçlü yöntem; bu çağ içinde tecrübe ettiğimiz kargaşa ve karmaşayı tamamen kuşatan, sınırları keskin hatlarla belirleyecek insana ve daha geniş bağlamda varoluşa ait sabitleri belirleyip ortaya koymaktır.

İddiaları kendilerinden büyük kişilerin, varlıkların yarattığı, beslediği, alet olduğu, esiri olduğu, tasarladığı, kurguladığı ve topluca içinde yer aldığı bu kargaşa ve karmaşa çağını ve insan üzerindeki tahakküm kapasitesini; iç analize gerek duymaksızın varoluş sınır ve sabitlerine göre değerlendirelim.
Önce biraz kahve... Ve mola.