Kehanet

Kehanetlere muhtaç düşmüş varlık, pislik ile iştigal edeceğine hemen yanında kulağına çalınan şu sese dikkat kesilsene!

Yazın yaklaştığını nasıl da haber ediyor şu varlık! Her yerden titreşimler halinde... Kulağın var duymazsın, gözün var görmezsin; sana neyin haberi nereden ulaşır?

Altından akan zaman ve mekândan bihaber oraya buraya savrulur durursun, sonra da yol gösterecek bir kehanet ararsın. Yakına bak, çok yakına... Ya da çok uzağa, alabildiğince uzağa.

Bir kehanet, bir işaret, bir yol gösterici arıyorsan ya çok yakınında ya da sana ısrarla gösterilenlerin çok ama çok uzağındadır.

Beni boş ver; ben hiçbir zaman sana o kadar yakın olamam. Kaleme birikmiş borcum çok, vadesi belirsiz; ne zaman dolar, kapıma dayanır bilmiyorum.